Enerji Vampirleri

Uzun zamandır aklımda dolaşan bir replik var. Bu hayattan bir replik. Hani bazı insanlarla konuşurken size öyle birşey söyler de aklınızdan çıkmaz yeri geldiğinde kulağınızda çınlar işte ondan bahsediyorum. Tabi ki kötü söylenen sözler, kötü kalan anılardan bahsetmiyorum. Hayatımızı olumlu şekilde etkileyenlerden, iyi olanlardan bahsediyorum. Zaten kötü olarak kalıyorsa o insanın bizi kötü etkilediği açık bir gerçektir. Böyle insanlardan bir şekilde uzak kalmak en iyisi gibi gözüküyor. 

Çünkü enerjimizi emerek enerji vampirliği yapabilirler, bizi kötü düşüncelere sürükleyebilir, başarımızı ve potansiyelimizi ketleyebilirler. 

Bir de bizi besleyen insanlar vardır. Elbette bunlar hayatımızı olumlu yönde etkileyecektir. Yanındayken enerjini yüksek hissettiğin, başarılarını destekleyen, enerjini emmeyen, yapıcı eleştiriler yapan insanlar da var. Bu insanlardan hep birşeyler öğrenebilirsin. Eğer sen de onu besleyebiliyorsan, fikir ve enerji alışverişi birbirini tüketen değilde besleyerek çoğalan bir dinamo gibi işliyorsa tadından yenmez.. O insanları sevin, nesli tükenmekte olan ve koruma altına alınma listesine ekleyin. Artık böyle insanlar zor bulunuyor. 

Bunun birkaç nedeni olabilir. Yaşadığımız toplumda şartlar o kadar vahşileşti ki sanki orman kanunları işler oldu. İnsanlar kendini geliştirmek, sanat ürünleri ortaya çıkarmak, üst bilinç fikirler üretmekten uzak... Neden? çünkü açlığa karşı savaşmalıyız. Eğer vahşi sistemde sabah uyanır uyanmaz koşmaya başlamazsan elinden hakettiğin şeyler çekilip alınabilir. Para kazanmak zorundasın. Eğer avlanmazsan, avlanırsın... Aç karnını doyurmak, aç kalmamak için çalışmak, ailene bakabilmek için kanırtmak - yardırmak - parçalamak zorundasın... Eee böyle bir düzende de yok efendim kendimi gerçekleştireyim.. aman efendim hayallerimin peşinden koşayım... ben bu düzenin adamı değilim diye varoluşçu biçimde yazı yazayım.. falan filan biraz saçma kalıyor... 

Ama bir istisna var tabi ki : Mizah! .. Baskı altındaki insan topluluklarında müzah anlayışı çok gelişmiştir. Kızgın olduğun ve eleştireceğin şeyi doğrudan eleştiremeyeceğin için, Nükte etmeye Hiciv etmeye başlarsın... Çaktırmadan laf sokarsın... Hissettirmeden gömersin.. Öyle bir hicvedersin ki şairane bir şekilde söversin.. Eee bu durumda ne yapsın insanlar ? Mizah konusunda bu kadar gelişmiş insanlarımız olmasını buna bağlamak lazım... Sokaklarda okuduğumuz duvar yazılarından tutun da karikatür sanatçılarına kadar çok gelişmiş bir mizah anlayışından bahsediyorum.

 Boyle bir toplumda da kendini üste çıkarmak için sadece kendinle yarışmak biraz zor oluyor insanlar için.. Bu yüzden kendini yükseltmek yerine etrafında yükselenleri aşağıya çeken, bok atan bir kişilik yapısı gelişiyor.. Adam işini en iyi şekilde yapmak ve yükselmek yerine yanında yükselenleri aşağıya çekmeye çalışıyor.. Böylece kendi yüksek yerini korumaya çalışıyor. İşte bu insanlardan uzak durmaktan bahsediyorum.. Diğer tarafta ise sadece başarıya odaklanan, paylaşan, takdir eden, affeden, başkalarını destekleyen, başarıya giden yolun başarıyı paylaşmak olduğunu insanlar var.. çok fazla yok; ama olsun yine de var. Bu insanları koruyun sevin işte :)

Sohbet edin, fikirlerinizi paylaşın, goy goy yapmayın, düşüncelerini paylaşarak geliştirin...

Unutmayın ki küçük kafalar insanları, orta kafalar olayları, büyük kafalar ise fikirleri tartışır.. 

Not : Bu arada ilk başlarken bahsettiğim repliği söylemeyi unuttum. Paylaşımdan keyif duyduğum birinin sözü.. "Bazen düşünmek zaman kaybıdır. Düşündüğün olasılıkların olup olmadığını tam olarak öngöremezsin. Bazen sadece yola çıkmak gerekir.. Yoldayken düşünecek zamanın olur..."

Bu harekete geçmem gereken zamanlarda kulağımda ses bulan şeylerden biridir.

18 görüntüleme